DHA YURT BÜLTENİ - 4
1) İZMİR'DE ORMAN YANGINI
İZMİR'in Kemalpaşa ilçesinde orman yangını çıktı. Havadan ve karadan müdahaleyle yangın, kısmen kontrol altına alındı.
Kemalpaşa ilçesi Nif Dağı ile Gelin Dağı yakınlarındaki ormanda saat 06.30 sıralarında yangın çıktı. Mahallelinin ihbarı üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait 2 uçak, 4 helikopter ile havadan 12 arazöz, 5 su ikmal aracı, 2 dozer ve 6 yangın müdahale yer ekibi ile karadan müdahale edildi. Yangın, yaklaşık 4 saatte kısmen kontrol altına alındı. Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Yangından görüntü
=============================================
2) TEM'DE LASTİĞİ PATLAYAN TIR KAZAYA SEBEP OLDU, ULAŞIM AKSADI
KOCAELİ'nin Kartepe ilçesinde, TEM Otoyolu'nda seyir halindeyken lastiği patlayan sebze yüklü TIR, 2 araca ve bariyerlere çarptı. Kaza nedeniyle otoyolda uzun araç kuyrukları oluştu.
Kaza, saat 09.00 sıralarında TEM Otoyolu Kartepe ilçesi geçişi Maşukiye mevkinde meydana geldi. İstanbul istikametine seyir halinde olan İ.K. idaresindeki 07 BKY 52 plakalı sebze yüklü TIR'ın, orta şeritteyken lastiği patladı. Savrulan TIR, sol şeride doğru kayıp, önce emniyete ait KGYS direğine, ardından H.U. idaresindeki 34 DPG 283 plakalı otomobile ve A.D. idaresindeki 45 VM 014 plakalı cipe çarptı. TIR, yolun üzerinden geçen Maşukiye Köprüsü'nün ayağına çarparak durabildi. Çarpmanın etkisiyle devrilen direk ise S.S. idaresindeki 54 AFN 479 plakalı kamyonun üzerine düştü. Çevredeki sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, araçlarda maddi hasar meydana geldi. Kaza nedeniyle İstanbul istikametinde yaklaşık 5 kilometrelik araç kuyruğu oluştu. Ekiplerin 1 buçuk saatlik çalışmasının ardından yolun tek şeridi ulaşıma açıldı. Diğer 2 şeridin açılması için ekiplerin çalışmaları sürerken, polis, kazayla ilgili soruşturma başlattı.
Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Devrilen TIR'ın görüntüsü
-Otoyolda trafik yoğunluğu
-Detay
HABER-KAMERA: Nazım Özgün ERBULAN-Dinçer AKBİR/KARTEPE(Kocaeli),
=============================================
3) TRAKYA'DA BARAJLARIN DOLULUK ORANI YÜZDE 35'E DÜŞTÜ
TRAKYA'da, kuraklık ve kavurucu sıcaklar nedeniyle içme ve tarımsal alanda kullanılan 14 barajdaki ortalama doluluk oranı geçen yıla oranla yüzde 12 azalıp, yüzde 35'e düştü. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nden Prof. Dr. Halim Orta, yer üstü su kaynaklarının geliştirilemediğini belirterek, "Milli Kuraklık Merkezi'nde çok geciktik, ivedilikle kurmamız lazım bunu. Yer üstü su kaynaklarını yani o kış yağışlarını depolayıp zor zamanlarda kullanacağımız, ekosistemi bozmayan, küçük ölçekli gölet ve barajları, köy bazında veya organize sanayiler için gerekli olan su ihtiyacını karşılamak amacıyla hayata geçirmemiz lazım" dedi.
Kuraklık ve kavurucu sıcakların hakim olduğu Trakya'da, içme ve sulama amaçlı kullanılan barajdaki doluluk oranı her geçen gün düşüyor. Devlet Su İşleri'ne (DSİ) ait Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli'de içme ve sulama amaçlı kullanılan barajlardaki doluluk oranı geçen yıla oranda yüzde 12 daha düştü. Geçen yıl 14 barajda ortalama yüzde 47 olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 35'e geriledi. Kırklareli'de Kayalıköy Barajı'nın doluluk oranı geçen yıla oranla yüzde 28, Kırklareli Barajı'nın yüzde 29, Edirne Altınyazı'nın yüzde 28, Tekirdağ Naipköy Barajı'nın doluluk oranı da yüzde 27 ile suyu en çok azalan barajlar olduğu görüldü.
'SEVİYELER ÇOK DÜŞTÜ'
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, yer üstü su kaynaklarının geliştirilemediğini belirterek, "Dolayısıyla yer altı suyunun bilinçsiz ve hızlı tüketimine devam ettik. Şu anda tam da böyle kriz dönemlerinde, kuraklık dönemlerinde kullanabileceğimiz bu yer altı su kaynaklarında da seviyeler çok düştü. Bugün itibarıyla bölgesel ve ülkesel anlamda yaşadığımız kuraklık çok yakın bir süreçte bizim ithalat yaptığımız ülkelerde de etkisini göstermeye başlayacaktır. Üretmekten ve kendi ulusal sınırlarımız içerisinde çare aramaktan, hatta bu çareleri, bulduğumuz bilimsel çareleri komşularımızla da paylaşmaktan öteye bir şey göremiyorum. Bunun için hep söylediğimiz Milli Kuraklık Merkezi'nde çok geciktik, ivedilikle kurmamız lazım bunu. Yer üstü su kaynaklarını yani o kış yağışlarını depolayıp onları zor zamanlarda kullanacağımız, ekosistemi bozmayan, küçük ölçekli gölet ve barajları, köy bazında veya organize sanayiler için gerekli olan su ihtiyacını karşılamak amacıyla hayata geçirmemiz lazım. 750 köyü var Trakya'nın. O zaman söylemiştim, bundan 10 yıl önce güzel bir slogan olur; "Her köye bir gölet" diye. İşte bu göletleri yapsaydık en azından yer altı su kaynaklarını bu kadar hızlı tüketmeyecektik. Şu anda biliyorsunuz bölgede, sanayi başta olmak üzere tarım ve yerel yönetimler, şehirler, içme sularının tamamının yani şu anda bizim bu bölgede yer üstü kaynaklarının oranı, tükettiğimiz suya bakarsak yüzde 10-15'leri bulmuyor. Yüzde 85-90'ını yer altı su kaynaklarından kullanıyoruz. Bunlarda da çok ciddi azalmalar söz konusu" diye konuştu.
'KURAKLIK VERİMİ DÜŞÜRDÜ'
Prof. Dr. Orta, kuraklığın tarım ürünlerinde verim kaybına neden olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Orta, mart ve nisan aylarında ciddi yağışların çiftçiye umut olduğunu ancak mayıs ayından itibaren kurak bir dönem geçirildiğini kaydederek, "Bu kuraklığın etkisi sonra tam harman döneminde haziran sonu temmuz başında aldığımız, bu kez sağanaklarla kurak dönemden verim azalmasıyla gelen hububatta ciddi kalite azalmalarına da sebep oldu. Verim değerleri, hektolitreleri, verim parametreleri azaldı ve yazlık ekimlerde ise o süreçte bitki çok sıkıntıya girdi. Şu günlerde de yazlıkların başta ayçiçeği olmak üzere korkunç verim ve kalite düşmeleri var. Öyle ki bölgede, Trakya'da örneğin, şu anda birçok arazi biçme parasını karşılamayacağı için çiftçiler tarafından sapları kıyılarak toprağa karıştırılıyor. 30-40 kilogram dekarlarda verimler söyleniyor. Şu anda Trakya'da hasadın henüz başları yüzde 10'u belki hasat edildi ürünün ama hiç 100 kilogram ve üzerinde bir verim kulağımıza gelmedi. Biliyorsunuz Trakya'da bizim ayçiçeği ortalama verimimiz 200 kilogramlar civarındadır. 200-250 kilogram arasında ürün alırız. Bu da korkunç bir sonuç" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Barajlardan detaylar
-Kurak tarlalardan detaylar
-Prof. Dr. Orta ile röp.
-Kuruyan ayçiçeği tarlalarından detaylar
Haber-Kamera: Mehmet YİRUN-Olgay GÜLER-Şafak TAŞOYAR/EDİRNE, TEKİRDAĞ, (DHA)
=============================================
4) TRABZON'DA, ATATÜRK KÖŞKÜ'NÜN RESTORASYONUNDA SONA GELİNDİ
TRABZON'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün konaklayıp, vasiyetini yazdığı Atatürk Köşkü restorasyonunda sona gelindi. Mobilyaları tamir için TIR'larla Ankara'ya gönderilen, kat kat boyalar kazınarak tarihi katmanları gün yüzüne çıkarılan köşk, Cumhuriyet'in 100'üncü yıl dönümünde ziyarete açılacak.
Trabzon'un önemli tarihi ve turistik mekanlarından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün konaklayıp, vasiyetini yazdığı Atatürk Köşkü, Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nce başlatılan rölöve ve restorasyon çalışmaları kapsamında geçen yıl 21 Eylül'de ziyarete kapatıldı. Dış cephe sıvaları çatlayan, duvar boyaları kabaran, mermerleri kararan ve mobilyalarında dökülmeler meydana gelen köşk, restoratör, inşaat mühendisi ve mimarlardan oluşan yaklaşık 50 kişilik uzman ekip tarafından restore ediliyor.
Mobilyaları tamir için TIR'larla Ankara'ya gönderilen köşkte daha önce kat kat yapılan boyamalar nedeniyle kaybolan ahşap işleme detayları da gün yüzüne çıkarıldı. Restorasyon öncesi köşkün her alanı ile eşyaları fotoğraflanarak numaralandırıldı. Köşk, çalışmaların ardından, Cumhuriyet'in 100'üncü yıl dönümünde, 29 Ekim'de düzenlenecek resepsiyonla ziyarete açılacak.
'MOBİLYALARIMIZ ÖNÜMÜZDEKİ AY MONTAJLANACAK'
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Murat Öztürk, çalışmalarda sona gelindiğini belirterek "Burada çok yoğun ve ummalı bir çalışmayla belli bir aşamaya geldik. Şu an itibarıyla artık finale doğru gidiyoruz. Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında artık Atatürk Köşkü'nü açma sürecindeyiz. Mobilyalarımız, perdelerimiz de önümüzdeki ay itibarıyla gelip, montajları yapılacak. 29 Ekim'de de köşkü vatandaşımızın hizmetine açacağız. Şu anda gelinen imalat aşamasında bilhassa çatılarda büyük problemler yaşadık. Proje çalışmaları yapılmakta fakat iş başladıktan sonra işin arka kısmını görebilmektesiniz. Burada gerçekten çatılar, çökmeye yakın bir haldeydi" diye konuştu.
'FİNALE DOĞRU GİDİYORUZ'
Restorasyon çalışmalarının profesyonel ekip tarafından yürütüldüğünü söyleyen Öztürk, "Teknik personel ve yüklenici firma tarafından çok titizlikle bir çalışma sürdürüldü. Belli bir aşamaya geldik. Artık kaplama imalatlarımız tamamlandı. Cephede astar imalatımız devam etmekte. Artık ışığı gördük. Sona doğru, finale doğru gidiyoruz. Artık boya ve montaj imalatlarımız yapılıyor. Çevre imalatlarımız yapılıyor. 29 Ekim itibarıyla gerek çevre gerek binanın iç ve dış konsepti tam anlamıyla tamamlamış olup, vatandaşımızın hizmetine Atatürk Köşkü'nü Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında açmayı hedeflemekteyiz" dedi.
ENTOGRAFİK NİTELİKLİ 344 ESER SERGİLENİYOR
Soğuksu bölgesinde çam ağaçlarıyla çevrili alanda yer alan Atatürk Köşkü, banker ve tüccar olan Konstantin Kabayanidis tarafından yaptırıldı. 1890 yılında yazlık olarak kullanılmak amacıyla inşaatı başlatılan yapı, 1912 yılında tamamlandı. 15-17 Eylül 1924 tarihlerinde kente gelen Mustafa Kemal Atatürk'ü ağırlayan tarihi bina, 1930'da Trabzon Özel İdaresi'nce tescil edilerek İl Daimi Encümeni'nin 18 Mayıs 1931 tarihli ve 361 sayılı kararıyla Mustafa Kemal Atatürk'e temlik edildi. 10-12 Haziran 1937 tarihlerinde üçüncü ve son kez Trabzon'a geldiğinde 2 gece köşkte kalan Atatürk, 11 Haziran 1937 gecesi bütün mal varlığını Türk ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının listesini hazırlayarak gereğinin yapılması için başbakana gönderdi. Köşk müzede, 19'uncu yüzyılın sonuyla 20'nci yüzyıla ait mobilyalar, porselenler, halılar ve Atatürk'e ait tablolardan oluşan etnografik nitelikli 344 eser sergileniyor.
Görüntü Dökümü
----------------------
-Tadilattaki Atatürk Köşkünün dış görüntüsü
-Çevre düzenlemesi yapan ustalardan görüntü
-Köşkten çıkarılan kapıların boyanması ve işlemleri
-Tavan boyaması yapan kadınların görüntüsü
-Köşkün tadilat gören yerlerinden görüntüler
-Trabzon Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Murat Öztürk ile röportaj
-Muhabir(Aleyna KESKİN) anonsu
-Haber genel detayları
Haber: ALEYNA KESKİN Kamera: SELÇUK BAŞAR/TRABZON-DHA
=============================================
5) PROF. DR. BAYCAN: SANİYEDE 30 MİLYON MİKROPLASTİK PARÇACIĞI, EGE DENİZİ'NE KARIŞIYOR
İZMİR Dokuz Eylül Üniversitesi'nden (DEÜ) Prof. Dr. Neval Baycan, Ege Denizi'ne Gediz Nehri'nden saniyede 30 milyon kadar mikroplastik parçacığın taşındığını belirterek, "Ne yazık ki çok önemli miktarda mikroplastik taneciği, Ege Denizi'ne ulaşıyor ve oradaki canlı yaşamını tehdit ediyor" dedi.
DEÜ Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neval Baycan'ın yürütücülüğünü yaptığı ve ekim ayında tamamlanması planlanan TÜBİTAK destekli "Organize Sanayi Bölgeleri Atıksuları ile Yüzey Sularında Mikroplastiklerin ve Mikroplastiklerle Taşınan Mikrokirleticilerin Belirlenmesi ve Taşınmalarının Araştırılması" projesi kapsamında; Nif Çayı ile döküldüğü Gediz Nehri'nden 4 mevsim için numune alınmaya başlandı. İlkbahar ve kış mevsimi olmak üzere 2 aşaması tamamlanan projede ilkbahar dönemi sonuçlarına göre; Ege Denizi'ne, Gediz Nehri'nden saniyede 30 milyon kadar mikroplastik parçacığı taşındığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Baycan, "Mikroplastik kirliliği son 10 yılda hızla önem kazandı ve dikkat çekmeye başladı. Mikroplastiklerin mevcut literatürdeki tanımı, 5 milimetrenin altındaki plastik parçalardır. Daha çok çalışmalar deniz ortamındaki veya okyanuslardaki mikroplastik kirliliğidir. Biz de bu kapsamda karasal iç sulardaki durum, arıtma tesislerinin katkısı ile denizlerdeki mikroplastik kirliliğini belirlemek üzere bir proje hazırladık. TÜBİTAK tarafından desteklenen projede İzmir'in 3 farklı üniversitesinden araştırmacılar yer alıyor" diye konuştu.
'SANİYEDE 30 MİLYON MİKROPLASTİK'
Prof. Dr. Baycan, "Özellikle plastik üretimi yapan firmaların olduğu organize sanayi bölgelerinden kaynaklanan mikroplastik miktarını ve ne kadarının denize ulaştığını belirlemeyi amaçladık. Çalışmamızda Nif Çayı ve Nif Çayı'nın döküldüğü Gediz Nehri'ni baz aldık. İlk olarak 11 noktadan numune alarak çalışmalarımıza başladık. Şu anda 20'ye yakın noktadan numune alıyoruz. Çalışmalarımızın ilk sonucu saniyede 30 milyon mikroplastiğin Gediz Nehri vasıtasıyla Ege Denizi'ne ulaştığını gösterdi. Bu durum çok önemli bir kirlilik potansiyelidir. En çok 01 ile 05 milimetre arasındaki mikroplastik parçacıklarının yoğun şekilde bulunduğunu gördük. Sediman ve çamur örneklerindeki sayılar çok daha yüksek" dedi.
'CANLI YAŞAMINI TEHDİT EDİYOR'
Ege Denizi'ne taşınan mikroplastik parçacıklarının canlılar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Baycan, "Gediz Nehri, bu bölgedeki önemli nehirlerden bir tanesi. Kütahya'dan doğup Uşak, Manisa ve İzmir'den dolaşarak, Ege Denizi'ne dökülen bir nehir. Çok büyük bir alanı kapsıyor ve önemli ölçüde tarımsal sulama amaçlı kullanılıyor. Dolayısıyla bu bölgedeki birçok tarım alanı Gediz Nehri'nin suyuyla sulanıyor. Bu durumun tarım ürünlerine etkisinin de incelenmesi gerekiyor. Çalışmalara baktığımızda deniz ortamındaki balıklar ya da diğer canlıların bünyelerinde mikroplastiğe rastlanıldığı tespit edildi. Önemli tehditlerden bir tanesi; mikroplastiklerin besin zinciri yoluyla insanlara ve diğer canlılara taşınması. Bu konuda çalışmaların daha da detaylandırılması gerekiyor. Mevsimsel değişime göre, dört mevsim inceleme yapmayı hedefledik. Çünkü su miktarı oldukça değişken ve şu ana kadar iki dönemi tamamlamış durumdayız. Bu sayılar da birbirini doğrular nitelikte. Ne yazık ki çok önemli miktarda mikroplastik taneciği, Ege Denizi'ne ulaşıyor ve oradaki canlı yaşamını tehdit ediyor" dedi.
ARITMA TESİSLERİ İÇİN EK ÖNLEM TALEBİ
Mikroplastik parçacıklarının Ege Denizi'ne taşınmasını önlemek için arıtma tesislerine ek önlemler getirilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Baycan, "Onun yanı sıra pek çok yerde yollardan kaynaklı mikroplastikler de yağan yağmur sularıyla veya havada asılı kalan mikroplastiklerin çökelmesiyle de su kaynaklarındaki mikroplastik miktarları artış gösterebiliyor. Numune aldığımız bölgelerde pek çok noktanın aslında büyük makro plastikler açısından da kirli olduğunu tespit ettik. Çok sayıda pet şişenin, plastik poşetin veya tarımda kullanılan birtakım kalıntı maddelerin nehir kenarlarına atıldığını gördük. Bunların parçalanması sonucunda mikroplastikler oluşuyor. Dolayısıyla tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, arıtma tesislerinin iyileştirilmesi ve mikroplastiklerin giderimine yönelik güncellemeler çok önemli. İnsan sağlığı ve suda yaşayan canlılar için kirliliklerin özellikle kaynağında azaltılması ve önlenmesi gereklidir. Tek kullanımlık plastiklerin kullanımının sınırlandırılması ve mümkün olduğunca insanlarımızın bilinçlendirilmesi ve bunların etkisi konusunda eğitilmesi son derece önemli" diye konuştu.
Görüntü Dökümü
-------------------------
-İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Prof.Dr. NEVAL BAYCAN röp.
-Mikroplastik mikroskop örnekleri
-Muhabir anonsu
-Genel ve detay görüntüler
Haber:Saliha TEMİZ- Kamera: Gökhan KILIÇ/İZMİR (DHA)
=============================================
6) ÇANAKKALE AÇIKLARINDA 36 KAÇAK GÖÇMEN KURTARILDI
ÇANAKKALE'nin Ayvacık ilçesi açıklarında, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itilen lastik bottaki 36 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı.
Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik botta bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye "TCSG-907" Sahil Güvenlik botu gönderildi. Ekipler, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itilen lastik bottaki 36 kaçak göçmen kurtardı. Göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Kurtarılan göçmenlerden görüntüler.
Haber-Kamera: İpek YAVAŞ/ AYVACIK, (Çanakkale), (DHA)
=============================================
DHA
Kaynak:DHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.