Rize Barosu Eski Başkanı Ateş Hatinoğlu: Sorumlular Kılıçdaroğlu ve Destekçileridir
Rize Barosu Eski Başkanı Avukat Ateş Hatinoğlu, Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin Özgür Özel ve yönetimini görevden uzaklaştırarak yönetimi Kemal Kılıçdaroğlu’na devretme kararı almasının ardından, sürecin hukuki anatomisini çıkardı.
Hatinoğlu, davanın esasına, mahkemenin yetkisinden kurultay sayısal analizlerine, "mutlak butlan" kavramından Cumhuriyet Halk Partisi'ni bekleyen en büyük asıl tehlikeye kadar çarpıcı uyarılarda bulundu.
Kamuoyunda mahkemenin bu tür bir karar vermeye yetkisinin olup olmadığı tartışmalarına net bir hukuki çizgi çeken Rize Barosu Eski Başkanı Ateş Hatinoğlu, Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin "mutlak butlan" (hukuken geçersizlik/yokluk) kararı vermeye mutlak surette yetkili olduğunu savundu.
Seçim kurullarının görev sınırlarını hatırlatan Hatinoğlu, şunları söyledi: "Seçim Kurulları; seçime hazırlık ve seçim sürecine ilişkin Kanun gereğince şekli denetim yapar. Sonuçlar onaylanıp mazbata verildikten sonra görevi ve yetkileri sona erer. Seçim kurulu tanık dinleyemez, duruşma yapamaz. Örneğin; 'seçimden sonra bana para teklif ettiler, şu delege menfaat karşılığı oy verdi' iddialarını inceleyemez. Bu nedenle seçim süreci kesinleşip mazbata verildikten sonra mutlak butlan oluşturan; seçim sonucunu etkileyen, yargılamayı gerektiren hususlarda Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkilidir. Aksi düşünce mazbata verildikten sonra ortaya çıkan usulsüzlüklere karşı delegelerin hak arama özgürlüğünü kısıtlar."
"CHP'nin Savunma Stratejisi Büyük Bir Hata"
Mahkeme sürecinde CHP yönetiminin izlediği savunma politikasını eleştiren ve partinin esasa girmek yerine sadece usul üzerinden gitmesini yanlış bulduğunu belirten Hatinoğlu, "Burada tartışılması gereken husus; iddia edilen usulsüzlüklerin mutlak butlan oluşturup oluşturmadığıdır. CHP’lilerin savunma stratejilerini sadece Mahkemenin yetkisizliğine dayandırmaları büyük bir hata." dedi.
"Sayısal Olarak Mutlak Butlan Söz Konusu Değil"
İddia edilen usulsüzlüklerin seçimin kaderini değiştirip değiştirmediğini matematiksel verilerle ortaya koyan Hatinoğlu, somut delege sayıları üzerinden şu analizi yaptı: "Ben seçim sonucunu etkilemeyecek sayıda delegenin menfaat karşılığı oy kullandığına ve kendilerine haksız menfaat teklif edildiğine dair iddialarının mutlak butlan oluşturmayacağını düşünüyorum. Böyle bir kabul her türlü seçimde; seçimi kaybeden delegelerin benzer iddialarıyla iptal kararına neden olur. Peki; İstanbul İl seçiminin iptali (ki bu iptalin içeriğini bilmiyorum) delege sayısı itibariyle 38. kongrenin sonucunu etkileyiyor mu? Kılıçdaroğlu’nun 536, Özgür Özel’in 812 oy aldığı seçimi 276 oy farkıyla Özgür Özel kazanmıştı. İstanbul’un delege sayısı 196. Bu yönden de mutlak butlan söz konusu olmuyor."
"Karar Geriye Doğru İşler: 39. Kurultay da Yok Hükmündedir"
Mevcut CHP yönetiminin "Biz zaten 39. kurultayı yaptık, yeni yönetim seçildi, eski kurultay davası boşa düştü" yönündeki siyasi ve hukuki argümanını tamamen çürüten Ateş Hatinoğlu, hukukun temel ilkelerinden birini hatırlattı: "Mutlak butlan kararının önüne geçmek için 39. kurultayın yapılmış olması lehlerinde hiçbir hukuki sonuç yaratmaz. Zira mutlak butlan geriye dönük sonuç doğurur; 38. genel kurulda seçilen organların tüm karar ve işlemleri de yok hükmünde sayılır. Bu nedenle 39. kurultay da yok hükmündedir."
"İktidara Kızmaya Hakları Yok; Suçlu Kılıçdaroğlu ve Ekibidir"
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nda yaşanan çarpık ilişkilere sert sözlerle yüklenen Hatinoğlu, faturayı doğrudan parti içi muhalefete ve Kemal Kılıçdaroğlu kanadına kesti: "38. genel kurulu gölgeleyen kirli ve çarpık ilişkilerin yaşandığı çok açık. Bu iddiaları ileri sürenler, sürecin bu noktaya gelmesini sağlayarak iktidarın ekmeğine yağ sürenler; partinin 13 yıl genel başkanlığını yapmış Kılıçdaroğlu ve destekçisi eski-yeni milletvekilleri, il başkanları, belediye başkanları, delegelerdir. 9 Eylül 1923’de kurulmuş bir partiyi bu duruma düşüren iki cenahtan adamların hırsını, cüretini anlamak mümkün değil. Bu yüzden CHP’lilerin iktidara kızmaya hakkı olduğunu düşünmüyorum."
"En Büyük Tehlike Başsavcılık Soruşturması ve Siyasi Yasak Riskidir"
Değerlendirmesinin son bölümünde CHP'yi bekleyen asıl büyük krizin mahkemenin verdiği bu tedbir kararı olmadığını, arka planda yürüyen cezai soruşturma olduğunu vurgulayan Rize Barosu Eski Başkanı Ateş Hatinoğlu, siyasi yasak uyarısında bulundarak, "CHP açısından asıl risk Başsavcılık soruşturmasıdır. Soruşturma çok daha serbest ve geniş delillerle, sonuca etkili olmuş, olmamış bakılmadan yürütülüyor. Bu soruşturma sonucunda açılacak bir ceza davasından alınacak mahkumiyet, Özgür Özel dahil CHP’li yöneticilerin siyaseten yasaklı olmalarına neden olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.