Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, beraberindeki Ziraat Odaları Başkanları ile bir basın toplantısı düzenledi. Rize Ziraat Odası Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında Başkan Arslan, Karadeniz Ziraat Odaları'nın ortak bölge deklarasyonunu kamuoyuna açıkladı. Başkan Arlsan, Karadeniz çay üreticileri ve tarım işçileri için günlük ve ton başı yaş çay toplama ücretlerinin (işçilik ücretlerinin) belirlendiğini duyurdu.
Arslan, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Değerli çay üreticileri ve emektar tarım işçileri bölgemizdeki çay tarımının sürdürebilirliğini korumak sahadaki fiyat kargaşasına son vermek ve hem üreticimizin hem de işçimizin hakkını rasyonel bir temelde güvenceye almak adına aşağıda imzası bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği yönetim kurulu üyesi ve bölge ziraat odaları başkanları olarak ortaklaşmış bulunmaktayız. Bilimsel maliyet analizleri ve saha gerçekleri doğrultusunda 2026 yılı yaş çay dönemi için uygulanacak hasat işçiliği fiyatları kesin olarak belirlenmiştir. Buna göre kilogram karşılığı toplama ücreti on TL, günlük yevmiye bedeli 3000 TL olarak bölge ziraat odaları ve emekçi işçilerimiz tarafından maliyetler hesaplanarak işçileri de yevmiyecileri de koruyacak bir fiyat değerlendirmesinde bölge Karadeniz odaları ve üreticilerimizin ortak kararı on TL'dir.
Açıklanan yaş çay fiyatı olan 35 TL, nihayetinde 3 TL gibi bir destekleme primi beklentimizin karşılanmaması üreticilerimiz açısından bölgede önemli bir kayıp. Yüksek maliyetler de dikkate alındığında üreticilerimiz çok zor duruma düşmüştür. Yani artı paranın geçen yıl ve bu yıl üreticimizin elinden kaybolması tarım girdi maliyetlerinin çok yüksek oluşu sebebiyle üreticimiz bölgede çay tarımında zor duruma düşmüştür. Özel sektörün açıklanan fiyatın da altında çay aldığı dönemlerde çay fiyatı üzerinden toplama ücreti belirleyen simsarlar bu düşük fiyat durumunda çay toplama fiyatlarını düşürmemektedirler. Yani 35 TL çay fiyatı açıklanıyor ama özel sektör dönem dönem bu taban fiyatının çok altında alımlar gerçekleştiriyor. Buna göre çay toplayan işçi yevmiyeleri 10.000 TL'nin altına inmiyorlar. Dolayısıyla üretici hem taban fiyatının altında çayını satmak zorunda kalıyor hem de maliyetinin üzerinde bir çay toplama ücreti ödemiş duruma geliyor. Bütün masraf risk, budama, gübreleme ve ot temizliği emeği bizzat üreticisinin sırtındayken ciro üzerinden bölüşüm dayatmak üreticinin iktisadi ölümü demektir. Bu sebeple ilan ettiğimiz fiyatlar matematiksel olarak üretici aleyhine sınırları zorlasa da enflasyonist ortamda işçi kardeşlerimizin alınterini korumak adına onların lehine ve mutlak manada adil olan en üst sınırdır. Tüm çay üreticilerimizi sosyal medyadaki manipülasyonlara boyun eğmeyerek bu ortak standarda uymaya, işçi kardeşlerimizi de ekmek kapılarını kapatmayacak bu rasyonel fiyat kalıbına davet ediyoruz. Karara aykırı fahiş fiyatlarla piyasayı bozmak Karadeniz çayına ihanettir, ekmeğimize ihanettir. Bu konuyu resmi makamlar, valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediye başkanlarımız, kolluk kuvvetleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri denetler ve muhtarlarımızdan işbirliği ve destek bekliyoruz. Açıkça söylemek gerekirse herkesin bu konuda taşın altına elini koyması gerekiyor. Fahiş fiyatlarda üreticilerimizden fahiş oranda ton başı para isteyen kişilere gerekli önlemleri alma adına hem kolluk kuvvetlerimizden hem kaymakamlıklarımızdan il merkezinde valiliklerimizden biz de elimizden gelen yaptırımı yapacağız. Bugün Rize'de, Trabzon'da, Artvin'de, çay bölgesinde işçilik ton başı 10.000 TL'dir. Bunun üzerinde fiyatlarda manipüle yapmaya çalışan sosyal medya hesapları üzerinden veya köylerdeki muhtarlarımızla da sürekli irtibat halinde olacağız bu fiyatın üzerinde manipüle edenler arkadaşlarımız için gerekli mücadeleyi vereceğiz. Ton başı kilogram ücreti 10 bin TL olduğu gibi buna göre günlük yevmiye miktarı da 3000 TL olarak belirlenmiştir."
Arslan, basın konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Soru ve cevaplar şu şekilde:
"- Ton işi çay toplamanın çayın kalitesini bozduğu iddia ediliyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? ÇAYKUR bu işe bir yaptığım uygulayabilir mi?
Evet, zaten günlük işleme kapasitemizin üzerinde çay topladığımız zaman fabrikalarda yığılma yaşandığını geçen yıllarda hep hep beraber gördük. Fazla hasat fabrikalarda yığılmaya neden olduğu için taban fiyatının altında da oldukça alımların gerçekleştiğini gözlemliyoruz. Elbette ki ton işi toplama bize göre yanlış bir hasat biçimidir, yığılmaya neden olma olasılığı çok yüksektir, fiyatlara da etki ediyor. Bunun nihayetinde yaş çay toplama esaslarına aykırı toplama da gerçekleşebilir. Yaş çayda kalite bozukluğunun bir nedeni de bize göre ton işi çay toplamak. Dolayısıyla hepimizin tavsiye ettiği gibi biz ilk evvela Çaykur kotaları kadar, günlük kontenjanımımız kadar, çay kesersek hem bu konuyu da planlamış oluruz hem özel sektör fabrikalarında, hem alım evlerinde yığılma gerçekleşmez. Çay işlenebileceği kapasitede fabrikaya, imalata gider ve taban fiyatın altında da düşüşler yaşamayız diye düşünüyor.
- Yaş çayın kilo maliyeti nedir? Yaş çaya verilen fiyat maliyetleri karşılayıp üreticinin geçimini sağlayabilir mi?
Çay, Allah’ın bize verdiği bir nimet. Çaykur bizim için çok önemli bir kurum. Bölgenin lokomotivi. Burada tarımın sürdürülebilir olabilmesi için çok önemli bir kurum. Her şeyden evvela çay tarımını gelecek kuşaklara taşımanın planlarını bugünden bizler yapmalıyız. Dolayısıyla Çaykur da geleceğe aktarabilme adına düşünebilmeliyiz. Bilhassa ziraat odaları, muhtarlar, STK baskanlari bu planlamaları yapmalı. Biliyorsunuz Rize, Cumhurbaşkanlarının şehri, başbakanların şehri. Tabii ki Rize'nin siyasi argümanında çok az noktaları olduğu için çay tam siyasetin merkezinde, herkesin kolayca konuşabildiği bir konu. Ama biz şunu ifade edelim bölge ziraat odaları başkanları olarak Trabzon, Rize, Artvin. Bundan önceki yıllarda ziraat odaları bakanlığa maliyet hesabı için çağrılmıyordu. Dolayısıyla biz yine burada toplantılar yapıp kendi fikrimizi basın yoluyla duyurmaya çalışıyorduk. Ama son yıllarda bölgedeki ziraat oda başkanlarımızın önemli sahadaki çalışmaları neticesinde bakanlıkla ve devletle kurmuş olduğumuz köprüde ziraat odalarının, çiftçilerin ciddiyeti önemi anlaşılmış oldu. Son iki yılda ziraat odaları adına merkez ziraat odası başkanı olarak Tarım Bakanı maliyet hesabı yapılırken bizleri çağırıyor. Dolayısıyla ekrandaki maliyet hesapları biz sahadan ve bütün ziraat oda başkanlarının vermiş olduğu rapor doğrultusunda bir maliyet hesabı ortaya koyuluyor. Bu yılda açıkladığımız üzere 35 TL +3 TL de destekleme istemiştik. Tarihte de bir ilktir diye düşünüyorum. Talep ettiğimiz fiyatı aldık. Yalnız burada çay fiyatı yeterli midir diye bize soracak olursanız hayır, 35 TL çay fiyatı yeterli değildir. Ama geçmiş yıllardan günümüze gelen çay fiyat kayıplarının bugün telafisini bir anda yapmak mümkün olmadığı için enflasyon üzerinde bir fiyat aldığımızı düşünüyorum. Ama gönül isterdi ki çay 40 TL olsun, 50 TL olsun, kuru çay satışımız da rakip bir şekilde gelsin. Çaykur’umuzun depolarındaki kuru çay daha kolay bir şekilde satılıp ülkemizin tüketicilerine sofralarına sunulsun ama reel gerçekler üzerinden bir maliyet ortaya koyuluyor. 3 TL'nin verilmeyişi bizim için bir kayıptır. Bu 3 TL'yi de sadece çayda değil Türkiye'deki diğer tarım ürünlerinden de kaldırıldırıldığı için çaya verecek olurlarsa bir emsal oluşturucağı durumunda çaydan da kaldırıldı. Tabii bize söylenen bu, sadece çaya değil tüm ürünlere vermek zorundayız. Ama inşallah ülkemizin ekonomik durumu tarımı ürün bazlı destekleme üzerinden destekler Anadolu'da yaşamını sürdüren tarım üreticileri burada kendilerini idame edebilsinler. Biz bu yönde artı parayı hala cumhurbaşkanımızdan bekliyoruz. Sadece çaya değil Türkiye'mizin tüm bölgesindeki çiftçilerimizin yerinde muhakkak desteklenmesi gerektiğine inanan çiftçi temsilcileriyiz bizde.
- Geçen yıl açıklanan çay fiyatı ile 2 adet ekmek alınırken bu yıl açıklanan fiyatla 2 ekmek alınamıyor. Siz 35 TL’yi isterken talebinizi düşük tutmadınız mı?
Şimdi sizin gönlünüzden geçenle devletin muhasebesi aynı olmayabilir. Biz az önce ifade ettiğim gibi bütün ziraat oda başkanlarımızın 35 TL'nin bölgedeki çay tarımının sürdürülebilir olabilmesi için yeterli fiyat olmadığını zaten söylüyoruz. Ama çay fiyatının da her yıl enflasyonun üzerinden verildigini hepimiz biliyoruz. Bu yıl ziraat odalarımızın ve diğer STK’larımızın vermiş olduğu mücadeleyle enflasyon üzerinde bir fiyat verildi. Biz fiyattan memnunuz alkışlıyoruz demiyoruz. Fiyat elbetteki yetersizdir. Bu çay fiyatını günümüzün karmaşık enflasyonuyla değerlendirecek olursanız ekmekle, altınla, gümüşle buna bir değer bulma şansınız yok. Evet çay fiyatı zaman zaman 2,5 ekmek aldı, bu sene başında 1,5 ekmeğe düştü, şimdi iki ekmeğe yanaştırdık belki bir ay sonra bir ekmek alamayacak Türkiye'deki enflasyon durumunun bir istikrara kavuşmadığı şu ortamda bu hesaplamaları yapmamız şimdilik bence doğru değil. Çünkü bir ay sonra bir ekmek de alamayabiliriz belki enflasyon koşulları düzelir 35 TL alım gücüne kavuşur o zaman değerli olur. Şimdi burada çay fiyatından ziyade çayın fiyatını oluşturacak etmenler var. Biz çayda kaliteyi yakalamazsak, yaş çay toplama esasları kaliteli yaş çay toplamazsak, çöpü çaya dönüştürürsek, efendim boyalı çay yaparsak ve bu boyalı çay yapanları, çöpü çaya atanlara müsaade edersek basın olarak, STK olarak, halk olarak bunların üzerine gitmezsek bizim fiyatı konuşmamız esas suçluları koruma gibi geliyor bizlere. Çünkü fiyatı buralara düşüren etkenleri ortadan kaldırmadığımız müddetçe çayın bir ekmek mi alıyor iki ekmek mi alıyor tartışması gerçek suçluyu, suçlunun üzerini örtüyor manası taşıyor. Rize'deki siyasilere sesleniyorum. Çayı siyasetin merkezinden çıkarıp bölge insanının ekmeği, Allah’ın bize bir nimeti olarak görmekten başka şansımız yok. Herkes doğruyu konuşmak zorunda. Çöp çayı bitirmeden, boyalı çayı bitirmeden yaş çayda çiftçi emeğinin karşılığını alamayacak. Siz Çaykur’a 35 TL'ye çay satıyorsunuz özel sektöre 25 TL'ye satıyorsunuz. Orada hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Dolayısıyla biz Çaykur'a yüklenip özel sektörden fedakarlık yine bizler yapıyoruz. Biz bölge üreticileri, bölge siyasetçileri çayın çöpünden yapılan çaylara boyalı çaylara mani olmadığımız sürece çay, yaş çay gerçek değerini bulamayacaktır, bunu kamuoyuna söylüyorum. Bizim çay fiyatını istediğimiz fiyatlara çekebilmek için piyasadaki 100 küsür bin kaçak çay diyorum ben bu çöp çayların tümüne. Bu çayları bu piyasadan çekip almadığımız sürece yaş çay değerini hiçbir zaman bulamayacak.
- 25 yıldır devam eden AK Parti iktidarında sürekli gündemde olan Çay Kanunu birkaç kez tartışılmasına rağmen çıkarılamadı. Sizce Çay Kanunu gerekli mi kanunda neler olmalı?
Bölgemiz Anadolu'da küçük güzel bir şehir. Yüzde 90 toprakları tarım ürünü. Burada yapacak olduğunuz çalışmaları halkın anlayacağı şekilde kağıda dökmek zorundasınız. Bugüne kadar yapılan Çay Kanunları içinde yararlı maddeler var sakıncalı maddelerin olduğunu iddia edenler var şahsıma göre ve diğer oda başkanlarımız ne düşünür bilmiyorum mevcut olan Çay Kanunu’muza siyah çayın tanımı, yaş çay toplamı esasları, çöpün bakanlığın verecek olduğu bir atık kodla gübre kompost tesislerine teslim edilmesi, çay paketlemelerinin Rize'ye gelmesi gibi birkaç tane kanunda madde koyduğumuz zaman bence o sayfalarca yer kaplayan yazıların hepsi özelliğini kaybediyor. Bizim siyah çayın tanımına ihtiyacımız var. Yaş çayı kaliteli toplamak için yaş çayı toplama esaslarına ihtiyacımız var. Çöpün de teslim edilmesi gerekiyor. Fabrikaların Çaykur'un ürettiği çöp çayın birilerinin eline geçerek yine paketlere çay olarak girmemesi için bir kanuna ihtiyacımız var. Dolayısıyla taban fiyatı zaten kendini oluşturacaktır. Bugün 100.000 ton olan çöp çayın piyasaya çay olarak dönüşümü Çaykur'un depolarında şu an var olan 80 - 100.000 ton çaydır. İşte biz o çöp çayı bitirmeden ne kuru çayımıza ne yaş çayımımızın gerçek değerini bulamayacağız. Dolayısıyla sayfalarca kanun yazmaya gerek yok mevcut kanuna 4-5 madde ekleyerek çay sektörünü çok büyük ölçekte kontrol altına alabiliriz.
- Fabrikalardan çıkan çöp çay miktarı denetlenmeli midir?
Fabrikalar çıkan çöp çay miktarını borsaya bildiriyorlar ama onlar da rapor veriyorlar. Biz çıkan çöp çayımızı işte yakıt olarak kullanıyoruz veya işte mangal kömürü yapıyoruz, pelit yapıyoruz gibi herkes bir şey yapıyor ama bunların tam anlamıyla kontrol altına alınıp denetlendiğini düşünmüyorum. Dolayısıyla bizim bölge Ziraat Odalarının şöyle bir projesi var: Tüm çay çöpleri bakanlığın verecek olduğu bir atık kodu ile birlikte yani nasıl pil her yere atılmaz plastik her yere atılmazsa çay çöpleri de yine biz kurumların kuracak olduğu gübre kompost tesislerine teslim edilecek. Tüm çay çöpleri. Bu çay çöpleri hızlı bir şekilde orada kompost gübre haline getirilecek. Canlı bakteriler enjekte edilerek onda bir budama yapılan yerlere çapalama sonrası gübre komposto dediğimiz çay çöplerini çapalamayla toprakla harmanlarsak on yıllık bir projede tüm Rize topraklarını yenilemiş oluyoruz. Bu esnada kimyasal gübreden organ mineral gübrelere de geçiş yapıyoruz. Hem piyasadaki sahte çayları engellemiş oluyoruz hem de kaybolan pH değeri 3,5’un altına düşen Trabzon, Rize, Artvin topraklarını da bu projeyle kurtarmış oluyoruz.
- Bahsettiğiniz bu projeyi bakanlıkla paylaştınız mı?
Projemizi Tarım ve Orman Bakanımıza anlattık. Şu an Rize'de bakanlığın toprak analizi yapan bir proje ekibi de var, onlarla da çalışma yürütüyoruz. Ziraat odalarımızın bir laboratuvarı var onu da işte Çayeli oda başkanımız Fındıklı odamızla ortaklaşa bir merkezde kuruyoruz. Toprak analizlerine başlayıp bu projeyle alakalı yani burada niyet şu hem Rize topraklarını eski haline döndürmek hem kimyasal gübreden kurtulmak hem de çay çöpünü tekrar çay olarak pakete girmekten kurtarmak. Burada sektörü manipüle eden bu çay çöpünden yine faydalı bir şekilde kurtulmuş oluyoruz.
- Özel sektör temsilcileri yaş çayda taşın altına elini koyanın kendileri olduğunu ve fiyatın düşmesinde üreticiler suçlarken üreticiler de özel sektörü suçluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Zaman zaman bazı televizyon kanallarından, sosyal medyadan üreticiyi suçlayıcı hatta bazı özel sektör çay fabrikası sahipleri fabrikasının önündeki çaydan uzun saplı çayları göstererek işte üretici bu çöpleri bize satıyor gibi bir veryansın yapıyorlar. Bu söylemleri ahlaki bulmuyorum, bu yükü bu hatayı üreticiye yüklemek ahlaki değil. Dolayısıyla siz bu çayı bu şekilde satın alıyorsunuz hem taban fiyatının altında satın alıyorsunuz hem de tüm fabrikalar için konuşmuyorum herkes üzerine almasın dolayısıyla o çöpleri yine çay yapıp pakete koyuyorsunuz. Söylemleri ciddiye alabilmemiz için çöpü pakete koymazlar ise sezon sonunda o çöpü gelip bizim üreticinin önüne dökerlerse bakın bize sattığınız budur derlerse ben o söylemleri kabul ediyorum. Dolayısıyla bugün 1 kg çöp bulma şansımız yok. Bu çöpler çay haline dönüştüğü için özel sektörün bu söylemlerini samimi bulmuyorum. Samimi olabilmeleri için çöp işini bizim az önce konuştuğumuz projeye hepsi destek verip çöpü ortadan kaldırırsak o özel sektörde üreticiden ezbere çay almaz diye düşünüyorum. Çayı kaliteli ister, kaliteli fiyat verir. Dolayısıyla her gelen çay işlerine yaradığı için ben özel sektörün bu açıklamasını samimi bulmuyorum.
- Tüketicilerin sıcak içeceklerde değişikliğe gittiği ve çay tüketiminin özellikle X kuşağı olarak nitelendirilen yeni nesilde azaldığı iddialarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu iddialar gerçekçi değil. Çayın geleceği ile ilgili bizim hiçbir kaygımız yok. Biz bugün burada kafeteryaları geziyoruz üniversite kantinlerini geziyoruz çayın satışı oldukça yüksek. Siz günde en fazla iki bardak kahve içebilirsiniz belki ama günde 30 bardak, 20 bardak, 15 bardak çay içen var. Gençliğin çaya karşı bir ilgisinin olduğunu da düşünüyorum tabi kahve pazarı ülkemizde bazı insanların eline geçti. Kendi kahvelerini satabilme adına çayı karalamaya çalıştıklarını düşünüyorum. Çay sudan sonraki ikinci içeceğimizdir bu bilimsel olarak da matematiksel olarak da bugün Türkiye'deki zincir kafeteryalarının işte otomasyonlarına bakarsanız en çok ne satıyorsunuz diye buradan açıkça bunu görebilirsiniz. Çay sudan sonraki ikinci içeceğimizdir ve asla çay kültürümüzden çıkma gibi bir neden olamaz. Çünkü toplum içerisindeki deyimler gel şöyle bir çay içelim, kız istemeye gitsek bile işte biz bir çay içmeye geldik, bir çay içebilir miyiz? gibi çayla ilgili edebi söylemler var bu kahvenin de 40 yıl hatırı var demişler ama çayın yerini tutacağını zannetmiyorum, tutmaz da.
- 2026 yaş çay sezonu havaların soğuk geçmesi nedeniyle geç başladı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Havaların soğuk gittiği aşikar. 10 günlük hatta 12 günlük bir gecikme içerisinde. Bugün ve yarın çok yavaştan bir hasat başladı. Havaların soğuk gitmesi bu yıl için değil geçtiğimiz yıllarda da bunu yaşadık. Allah'tan çayı patlatmadan bir soğuk hava yaşadık. Çünkü geçtiğimiz yılda önemli derecede havaların soğuk gitmesiyle yanma yaşanmıştı bu da rekoltede yüzde onluk, on ikilik gibi düşüş yaşamıştık. Evet bu yıl havalar soğuk gitti ama çay arazilerinde çok aşırı bir yanma olduğunu gözlemlemiyoruz. Yine ufaktan yanmalar olabilir ama bugünden sonra yani 19 Mayıs Rize'nin, Karadeniz Bölgesi'nin yaza giriş kapısı gibidir. 19 Mayıs'ı dün gördük Allahın izniyle. İnşallah çayımız biraz geç geldi ama iyi bir rekolte yaşayacağımızı düşünüyorum.
Söylediğimiz gibi çayı en iyi saklama koşulu dalında saklamadır. Önceki yıllarda yaşadığımız aynı şeyleri bir daha yaşamayalım, hasat da acele etmeyelim. ÇAYKUR kotolarımızı evvela doldurmaya gayret gösterelim. Bilhassa mayıs ayında. Bunu her yıl burada söylüyoruz. Mayıs ayında çaydaki aroma değerleri yüksek olduğu için özel sektör almak istiyor ve alıyor. İkinci ve üçüncü sürgünde çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bilhassa son iki yılda. Daha önceki yıllarda bunları yaşamıyorduk. Son iki yılda özel sektör mayısta fabrikayı açıp ikinci ve üçüncü sürgünde fabrika açmıyor. Burada özel sektör sahiplerini çiftçiye sahip çıkmaya davet ediyoruz. Farklı bir şey söylemiyorum birinci sürgünde açıp da ikinci ve üçüncü sürgünde fabrikasını açmayan adam bana göre bir iş adamı modunda bir adam değil farklı düşüncede olan bir adam, Karadeniz bölgesinde sanayici kimliğine yakışmayan bir tiplemedir bize göre. Bize göre fabrika sahipleri birinci günde açtığı gibi iki ve üçüncü sürgünde de açsınlar. Herkes elini vicdanına koysun. Çaya her yönüyle sahip çıkalım, sanayicı de kazansın üretici de kazansın. Birlik içerisinde bir program dahilinde çay sektörünü hep beraber ayağa kaldırmaktan başka şansımız yok.
İnşallah önceki yıllarda yaşadığımız taban fiyat sorunları, özel sektör fabrika kapılarında yığılmalar, imalat sonrası çöplerin tekrar çay olup paketlere girmesi gibi şikayet ettiğimiz konuların hiçbirini yaşamayız. Ama biz ziraat odaları olarak koordinasyon kurulu başkanlığımızla yapacak olduğumuz toplantılarda önceki yıllardaki gibi değil bundan sonra çok daha dikkatli, konuyu inceleyen, takip eden bir yapıda olacağız. Bunu bir kere Karadeniz kamuoyu bilsin. Hani bize bazen diyorlar ki ‘Siz Çaykur hakkında niye konuşuyorsunuz, çöpten niye konuşuyorsunuz?’ diye. Niye konuşuyoruz, biz çiftçi temsilcileriyiz. Çöpün de Çaykur'un da yanlış işlenmesi, çöpün pakete girmesi dolayısıyla son fatura çiftçiye kesildiğinden dolayı çayla ilgili her konuda ziraat odaları vardır, alandadır, sahadadır, konuyu takip edecektir. Bilhassa bölgemizde kışın bacası tüten fabrikalar bunları bilhassa takip edeceğiz. Biz geçtiğimiz aylarda yine bölge ziraat odaları olarak bir boyalı çayla ilgili ulusal başına demeç verdik. Hani sanmasınlar ki biz bir demeç verdik de bu geçti. Ciddi anlamda raporlamalarımızı yapıyoruz. Kışın bacası tutan fabrikaları da raporluyoruz. Bunları Bakanlığımızla da paylaşıyoruz. Bunu kimseden de aramasınlar. Bu bölgede üreticinin kalkınmasın engelleyici rol üstlenen her kim olursa olsun üretici temsilcileri olarak bizler karşısındayız, şikayetçisi de biziz bilsinler. Çöp çayı yapanı da şikayet eden kişiler biz olacağız, paketine boyalı çay koyanları da şikayet eden biz olacağız. Ülkenin her şehrinde, her zincir marketindeki çaylardan aldırıyoruz. İçlerini analiz ettireceğiz kim çıkarsa kamuoyuna biz açıklayacağız. Bu çayı 205.000 üreticiyi geçindiren bu nimete sahip çıkmak hepimizin borcudur, ihanet etmek insanoğlunun işi değildir."