Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan kurultay krizi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin aldığı “mutlak butlan” kararıyla yeni bir boyut kazandı. Mahkemenin, mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve parti yönetimini görevden uzaklaştırarak, yönetimi eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na devretmesi, parti içi dengeleri altüst etti. Karar, parti tabanında büyük bir yankı uyandırırken, en sert tepkilerden biri Rize’nin Fındıklı ilçesinden geldi. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, düzenlediği basın toplantısıyla tepkisini sert bir dille dile getirdi.
Çervatoğlu, yaptığı açıklamada, CHP’nin yaşadığı krizin yalnızca bir parti meselesi olmadığını, bunun Türkiye’nin demokrasi sorunu olduğunu belirtti. Çervatoğlu, “12 Eylül askeri faşist döneminde bile bu kadar olağanüstü bir durum yaşanmamıştı. Bugün partimize bombalarla girdiler. Ancak biz bu duruma boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullanarak şunları kaydetti: “Çok değerli ailem ve değerli basın mensupları, şimdi ailemizin toplantısının sonuçlarını sizlerle paylaşacağız. Ülkemiz, 12 Eylül askeri faşist döneminde bile yaşamadığı olağanüstü bir dönemden geçiyor. 12 Eylül faşizmi, 12 Eylül faşizmi Cumhuriyet Halk Partisi'ne bombalarla, gaz bombalarıyla veya o kadar TOMAlarla girmemişti. Bugün, 12 Eylül'ün devamı ve onların çocukları bugün partimize bombalarla girdiler ve Genel Başkanımız da orada başka bir olay çıkmaması için büyük bir metanetle Meclis'e kadar yürüdü.
Bu sorun bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin sorunu olmadığını, bu sorunun Türkiye demokrasi sorunu olduğunu Genel Başkanımız ifade etti. Bugün Fındıklı ilçesinde Belediye Başkanı ve ilçe örgütü olarak, ilçe başkanlığının çağrısıyla oluşturduğumuz bu üye toplantısında da karar aldık. Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin sorunu değil, ülkenin bir demokrasi sorunudur.
Yukarıda konuştuğumuz bütün kararları Genel Merkezimize ileteceğiz. Ben özetlemeye çalışacağım:
Aşağıdan yukarıya yaşadığımız bütün sorunların ilçelerde tartışılarak, tartışılarak Genel Merkez'in ivedilikle eylemlilik içerisine girmesi. Bu çerçevede Genel Merkezimizin belirleyeceği eylemlilik takviminin mutlaka ve mutlaka yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarı demokratik bir şekilde işletildiği gibi yukarıdan aşağıya merkezi bir şekilde işletilmesini,
Bu çerçevede bizim yoldaşımız ve liderimiz Özgür Özel'dir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'dur. Sarayın, sarayın, sarayın atadığı kayyum değildir ve oradan gelecek, Cumhuriyet Halk Partisi Fındıklı Belediyesi olarak veya Cumhuriyet Halk Partisi ilçe örgütü olarak oradan gelecek, sarayın aparatı olarak duran kayyumdan gelecek hiçbir kararı uymayacağımızı, tanımadığımızı ve Genel Başkanımızın Özgür Özel'le birlikte diğer kadroların olduğunu bir kez daha altını çizdik.
İlk olarak, ilk olarak Fındıklı Belediye Başkanı ve meclis üyeleri, 8 meclis üyemizle biz kayyum yönetimiyle bütün ilişkilerimizi dondurduğumuzu, daha sonraki aşamada ilçemizle birlikte davranarak bu dondurduğumuz ilişki eğer Genel Merkezimizin de aldığı kararlar çerçevesinde eğer farklı bir noktaya, hızlı bir şekilde kurultaya gitmezse tekrar baba ocağımızı Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendilerine, üyelerine teslim etmezse kayyum ve kendi ekibi etmezse tabela partisine dönüşmesi için adımlarımızı atacağız.
Bunu Genel Merkezimize de ileteceğiz. Bunun açık yolu toplu istifaysa, toplu istifa. 970 üyesi var, Belediye Başkanı, meclis üyeleriyle birlikte tamamının istifasıyla. Ama yoldaşlık hukukunun kendisini Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'yla olduğunu vurgulayarak onlarla birlikte yürüyeceğimizi ifade ederek bu süreci işleteceğiz.
Şu anda arınmak istiyordu Sayın Kılıçdaroğlu. Kimden arınacaksın? Bizim evladımız Gürkan Alpay'dan mı? Gürkan Alpay bizim onurumuz. Elçin Kasapoğlu'ndan mı? Resul Emrah Şahan'dan mı? Sayın Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'ndan mı? Hodri meydan Kılıçdaroğlu, hodri meydan! Biz senden bütün ilişkileri ve senin ekibinden şu andan itibaren sizi tanımıyoruz. Tanımadığımızı ilan ediyoruz. Sen arın bizden! Biz senden arındık! Biz senden arındık!
Senin peşinde "Cumhurbaşkanı yapacağız" diye koşturduk köy köy, ev ev, ev ev koşturduk! Ev ev koşturduk!
Sen, sen bu istibdat yönetiminin bizim arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı esir düştüğü yerden "Arınacağız" diyorsun ha? Sen betona gömeceğini düşünüyorsun Ekrem İmamoğlu ve bizim arkadaşlarımızı ha? Hodri meydan! Harcı biz yapacağız, o betona kim gömülüyor göreceksin Sayın Kılıçdaroğlu!
Biz, biz çocuklarımızdan ödünç aldık, atalarımızdan da miras milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, cumhuriyetçilik ve devrimcilik kaldı. O ilkeleri boşaltan bir parti bizim partimiz değildir. Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi –Sayın da değil– Kılıçdaroğlu ve ekibi o ilkelerden vazgeçmiştir.
Bugün bu toprakları talan etmek isteyen emperyalist güçlere teslim etmek için onlarla işbirliği yaparak bizim arkadaşlarımızı ve demokrasiyi gömmek için yola çıkmıştır. Bizim yolumuz, bizim yolumuz Mustafa Kemal'in çizdiği devrim yoludur. Bizim yolumuz Denizlerin, Mahirlerin yoludur. Bizim yolumuz özgürlük, demokrasi, bağımsızlık, kardeşçe yaşadığımız bir yoldur. Asla ve asla senin çizdiğin yolda yürümeyeceğiz. Seninle, senin genel başkan olarak geldiğin şu andaki, tabela olarak gördüğümüz o mekanla bizim herhangi bir ilişkimiz yoktur. İlişkilerimizi dondurduğumuzu ifade ediyoruz. Aldığımız kararlar Genel Merkez'e iletilecek, Genel Merkezimizin Genel Başkanımız Özgür Özel ve kadrolarının alacağı kararla Fındıklı'da yeniden yol haritası çizeceğiz.
Üyelerle birlikte, Fındıklı'da yarattığımız meci kültürüyle, dayanışma kültürüyle sokaklarımızda özgürlükleri tek tek öreceğiz. Aynı zamanda toplumcu ve kamucu belediyeciliği de sürdüreceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu, birilerinin derdi toplumcu belediyecilik yaptırmamaktı. Birilerinin derdi halkçı belediyecilik yaptırmamaktı. Birilerinin derdi işte yurt sağladığımız çocukların muhtaç kalmasını sağlamaktı. Birilerinin derdi yoksul emeklilerin daha yoksul olmasını tayin etmekti. Sen de bunların bir parçasısın. Dün söylediğin, dün söylediğin hiçbir şey doğru değilmiş.
Gün gelecek o hesabı vereceksin. Tarih önünde, tarih önünde gerçek demokrasiyi savunanlar, temel ilkeleri savunanlar, gerçek Cumhuriyet Halk Partililer o ocağa yine gelecek, demokrasiyi çizecekler. Sen utancınla kalacaksın. Asla ve asla seni tanımıyoruz.
Evet, yalnız bu bir araya gelişleri aşağıdan yukarıya dediğim gibi demokratik olarak her türlü toplantıyı yapacağız, sürdüreceğiz, fikirleri tartışacağız. Yukarıdan aşağı gelen de, bizim ilettiğimiz o mekanizmayı işleteceğiz, yukarıdan aşağı gelen de kararlarımızı kendi izdüşümümüzde hayata geçireceğiz. Onun için sizden bir isteğim var. Dün mecilerde olduğu gibi, bu zor koşullarda asla ve asla partimizi, mekan dahil olmak üzere, o partiye ihanet edenlere bırakmamak üzere omuz omuza olmaya ve her gün, her gün sokakta birbirimize daha sıcak sarılmaya, toplumu da kucaklamaya, cesaretli olmaya davet ediyorum."