Karal, Türkiye’de ekonomik çöküşün geldiği noktanın, çalışanların ve emeklilerin "fitre verilebilir" sınıfa gerilemesiyle tescillendiğini söyledi.
Geçtiğimiz yıl 180 TL olan fitre bedelinin bu yıl 240 TL’ye yükseltildiğini hatırlatan Karal, bu yüzde 33’lük artışın hayat pahalılığı karşısında yetersiz olduğunu belirerek, "Açıklanan tutar; mevcut ekonomik koşullar, yıllık enflasyon ve özellikle gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar karşısında gerçeklikten uzaktır. Fitre, yoksulun bayram sabahı sofrasına koyacağı ekmeği belirleyen hayati bir ibadettir." dedi.
"Milyonlarca vatandaş fiilen yoksulluk sınırının altına yaşıyor"
Diyanet’in geçmişteki "geçinemeyen emekli ve asgari ücretliye fitre verilebilir" yönündeki görüşlerini de hatırlatan Karal, güncel rakamlarla tablonun daha da ağırlaştığını vurgulayarak, "En düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret ise 28 bin 75 TL seviyesinde. Açlık sınırı 30 bin 143 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 98 bin 188 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, milyonlarca vatandaşın fiilen yoksulluk sınırının altında yaşadığını ve fitreye muhtaç hale getirildiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır." dedi.
"Sorun rakamda değil, adaletsiz gelir dağılımında"
Hasan Karal, Türkiye’de asgari ücretli ve emeklinin durumunun bir "sosyal alarm" verdiğini ifade ederek, çözümün yardımlarda değil adil ekonomi politikalarında olduğunu söyledi.
Karal, "Bir ülkede emekli için fitre tartışması yapılıyorsa, sorun fitre rakamında değil gelir dağılımındaki derin adaletsizliktedir. Vatandaşlarımızın yardımlarla değil, alın teriyle onuruyla yaşayabileceği bir düzeni inşa etmek zorundayız." ifadelerini kullandı.