DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi ile Somali açıklarındaki görev süresini uzatan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi hakkında önemli uyarılarda bulundu.
Yeni Yol Grubu adına konuşan Karal, tezkereye kabul oyu verdiklerini ancak sürecin otomatik bir onay mekanizmasına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Bölgedeki risklerin 2026 yılı itibarıyla boyut değiştirdiğine dikkat çeken Karal, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattının artık sadece deniz haydutluğu ile değil, küresel güç rekabeti ve asimetrik çatışmalarla anıldığını belirtti.
Karal, "Misyon tanımı ve angajman kuralları güncel tehdit ortamına göre yeniden belirlenmeli. Askeri varlığımız gereksiz risklerden kaçınılarak, caydırıcılık ekseninde sürdürülmelidir" dedi.
"Bölgede olmak stratejik bir zorunluluktur"
Türkiye’nin deniz haydutluğuyla mücadelede rüştünü ispat ettiğini hatırlatan Karal, Türk Deniz Kuvvetleri’nin 2009–2025 yılları arasında 7 kez uluslararası görev kuvvetine komutanlık yaptığını belirtti.
Karal, bölgenin ekonomik önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Mesele sadece askeri kabiliyet değil, Türkiye'nin ekonomik güvenliğidir. Aden Körfezi ve Babülmendep hattında yaşanacak her istikrarsızlık doğrudan ihracatımızı etkiler. Bu yüzden orada bulunmak bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur."
"Hükümetten rasyonel Dış Politika bekliyoruz"
Tezkereye verdikleri desteğin denetimsiz bir yetki anlamına gelmediğinin altını çizen Hasan Karal, hükümete şu soruları yöneltti: "Gemilerimizin angajman kuralları güncel tehditlere uygun mu? Personelimizin güvenliği için tüm tedbirler alındı mı? Harcanan kamu kaynakları ile elde edilen stratejik kazanımlar arasında rasyonel bir denge var mı? Bizim beklentimiz, askerimizin sahadaki başarısının diplomatik masada kalıcı kazanımlara dönüştürülmesidir."