Ali Osman AYDIN

Ali Osman AYDIN

Gençler ve Protesto

Gençler ve Protesto

Günlerdir “küçücük çocuklar dayak yiyor, en başarılı okullarda okuyan çocuklar bu muameleyi hak ediyor mu” diye yaygara yapılıyor.

En başarılı okullarda okumak, cezai ehliyeti kaldırıyor herhalde!

En başarılı okula bir kez girdiniz mi, kanun dışı davranma hakkı elde ediyorsunuz, yaygara yapanlara göre?

“Çocuklar dayak yiyor” diyorsunuz… İyi de çocukları polislerin önüne neden sürüyorsunuz?

Çünkü piyon olarak kullanacağınız kimseniz kalmadı. Ünlü dostlarınız, bazı eski solcuları saymazsak sizi yalnız bıraktı. Kürt muhalifler artık yanınızda değil. İngiliz hâmileriniz bile sizi terk etti. Terk edilmişliğin acısıyla yanıp tutuştuğunuzu uluslararası medya organlarıyla Londra’ya işittirmeye çalışıyorsunuz da yüzünüze bile bakmıyorlar.

Bu sizin parti içi meseleniz! Dosyaları ortalığa saçan kendi parti üyeleriniz... Kendi içinizde bir iktidar savaşı veriyorsunuz. Bu kirli savaş için öğrencileri öne sürmeyin. Siz bu öğrencilerin vaktiyle burs almasına bile mâni oldunuz! AK Partili belediyeler öğrencilere burs veriyordu, Anayasa mahkemesine koştunuz ve belediyelerin burs verme hakkını iptal ettirdiniz. Gençlerin ceplerine girecek harçlığa bile düşmanlık ettiniz.

*

Şehzadebaşı Camiine protestocular tarafından zarar verildi geçen hafta. Yapanların bir kısmı üniversite öğrencileriydi. Bu olaylarla ilgili çok şey yazıldı, çizildi.

Bu duruma şöyle bakmak da gerekmiyor mu?

Okullarımızda, bu ülkenin çocuklarına, saygı göstermeleri gereken kültürel değerleri yeteri kadar öğretiyor muyuz?

Camiyi, kabri, tarihi, ibadeti, dini ve kültürel değerleri; görerek, tanıyarak, saygı duyarak mı yetişiyorlar gençler?

Ailesinden herhangi bir değer yargısı almayan bir genç, sadece okuldan aldıklarıyla bu saydıklarımıza saygı duyan biri haline gelebiliyor mu?

Maalesef gelmiyor. Gelmediler. Bu çocukların hepsi bizim okullarımızdan, bizim zamanımızda geçtiler. Ve bu anlamda bomboş yetiştiler!

Ülkeyi yönetenler bu çocuklara ne verdiklerini ve vermedikleri konusuna bence yeterince odaklanmıyorlar.

Okullar hala bu ülkenin değerlerine yabancı hatta düşman çocuklar yetiştiriyor. Boğaziçi üniversitesi bahçesindeki danslı protestoları görmüşsünüzdür. İçim acı benim.

Erkekler, erkek gibi değillerdi örneğin. Daha ne olsun. Eğlenceye bağımlı, sabırsız, mızmız, kırılgan, ülke kültürü ile bağı tamamen kopmuş, Batı’yı mutlak bir merkez olarak gören, muhakemesi iğdiş edilmiş bir kuşakla Türkiye bırakın büyük meselelerini, küçük meselelerini bile halledemez.

Bunu da bırakın, böyle bir insan tipi bir ülke için başlı başına bir sorundur. Ve bu profil bir süre sonra bu ülkeyi yönetecek!

*

Bu dans gösterisinin İBB protestoları ile ilgisi vardır ya da yoktur, önemi yok. Önemli olan bu nitelikte bir insan yetiştiriyor olmak.

Elbette hepsi böyle değil. Çok iyi yetişen, çok düzgün öğrenciler de var ve sayıları hiç de az değil. Fakat bunlarda eğitim sisteminin olumlu etkisi ne kadar ona bakmak lazım. Yani eğitim sisteminden dolayı mı iyi yetişmiş çocuklar bunlar, yoksa eğitim sistemine rağmen mi? Bu fark bence çok önemli.

Bu arada, Mısır’lı gazeteci Sabr Meşhur’un “üniversite partisi” tanımlamasını çok değerli bulduğumu söylemeliyim. Evet üniversiteler AK Parti’den sonra en çok üyesi olan ikinci parti konumundalar. Türkiye’de 2.9 milyonu açık ve uzaktan öğretim programlarında olmak üzere 7 milyondan fazla üniversite öğrencisi var.

Müzik ve eğlence endüstrisinin en büyük hedefi de bu öğrenci kitlesi. Eğlence endüstrisi planlamalarını büyük ölçüde bu kesime yönelik yapıyor.

Açık hava festivalleri, alkol tüketimi, cinsellik vurgusu yüksek giyim tarzı ve hatta uyuşturucu kültür endüstrisinin gençlere sunduğu menüyü oluşturuyor.

Bu şekilde yetişmiş gençlerin “ailenin” değerini hafife almasını, serbest cinselliği olumlamasını, Türk- İslam kültürünün normlarını alaya almasını garipsememek lazım.

Eğlence endüstrisi tarafından istila edilmiş yerler, üniversiteler. O kadar ki, herhangi bir duvara işemekle, cami duvarına işemek arasındaki farkı anlayamayacak kadar kopuklar bazıları bu kültürden…

Yöneticiler ve ailelerin gençlik meselesi üzerine daha ciddi eğilmeleri gerekiyor diye düşünüyorum.

Çünkü bu öğrencilerin kendilerini ait hissettikleri kültür ekseni her ne ise o bizim geleceğimizi tayin edecek. “Üniversite partisi” milli manevi değerlere cepheden düşmansa, ülke bambaşka bir yere gidecek. İmamoğlu ve CHP’den daha büyük sorun bu bence…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Osman AYDIN Arşivi